Monolog Röportaj - Kalbin Saklanmış Kökünde Yaşayan Sevda-
 
-Hoş geldiniz sevgili okuyucularım. Bugünkü röportajımıza, kendi hâlinde, kendi gönlüyle yazan “Kul Mehmet” — yani ben (aramızda kalsın) — katılıyor ve sorularımıza içtenlikle cevap veriyor. Kalemle gönlün ucundan dökülen her kelime, bir iç sesin yankısıdır; bazen bir dua, bazen bir sitem, bazen de suskunluğun ta kendisi. Bu röportajda, sadece sorulara değil, kalbin kıyısında bekleyen duygulara da cevap arayacağız. Hayatın karmaşasında kendi yolunu arayan bir kulun, kelimelerle kurduğu içsel yolculuğa tanıklık edeceksiniz. Belki siz de kendi sorularınızı bu satırlarda bulacaksınız. Çünkü bazen bir cevap, sadece bir başka yüreğin sessizliğinde saklıdır.-Sayın kul Mehmet kalbin mekânını kimse görmüyor. Ne haritada var, ne bir adreste. Ama siz burada yaşıyorsunuz. Bize anlatır mısınız, “Kalbin Saklı Yeri” nasıl bir yer acaba?
Kul Mehmet- Görünmezdir, evet. Ama içinde aşk eksik değildir. Burada zaman durmaz, sadece sessiz akar. Duvarları hatıralardan örülüdür, ama hiç eskitemez. Her şey sustuğunda burası konuşur. Herkes unuttuğunda burası hatırlar.
Ben Yani Muhabir- Peki Burada Ne Saklı? Bir Sevda Mı, Bir Dua Mı, Bir Yas Mı, Neler Saklanır?
Kul Mehmet- Hepsi saklanır. Ama en çok, gösterilince eksilen, saklanınca büyüyen bir sevda saklanılır. Adı unutulmuş olabilir, ama yankısı hâlâ buradadır. Bir başkasının gözlerinde kaybolmuş bir gülüş, burada hâlâ ışık verir.
- Bu Sevda Neden Burada Kalıyor? Neden Dışarı Çıkmıyor, Neden Dile Gelmiyor?
Kul Mehmet- Çünkü bazı sevgiler dile gelince kırılır. Bu sevda, bir dua gibi yaşanır. Her gece aynı saatte içten fısıldanır. Her sabah yeniden doğar, kimse bilmeden. Bu sevda, bir huzurdur. Bir sabırdır. Bir sonsuzluktur.
- Zaman Bunu Silmeye Çalıştı mı?
Kul Mehmet- Defalarca ama izin vermedim. Ama onu zamanın altına gömdüm. Bir tür saraya... Ne çiçek ister, ne aş. Sadece sevdikçe var olur. Ve her unutuluşta biraz daha derinleşir.
- Bu sevda hala sizi seviyor mu? Yoksa siz mi tek taraflı seviyorsunuz?
Kul Mehmet- Sevmenin ötesinde bir hal bu sevmektir bu. Artık sevmek değil bu yaşamak, aşkla olmak, aşkla kalmak. O artık bir mekân ki kimse dokunamaz, kimse kıramaz. Kalbin saklı yerinde sarayında yaşayandır. Adı silinmiş olabilir, ama özü hâlâ burada. Ve ben onu her sessizlikte yeniden duyarım.
 
-Şiirin Bu Sevdaya Katkısı Nedir?
Kul Mehmet- Şiir, benim varlığımı sürdüren en derin biçimdir. Ben bir kelimeyle anlatılamam, ama şiirin ritmi ile anlatırım. Şiir beni görünür kılmaz, fakat hissedilir kılar. Sessizliğimi anlamlı kılan, unutulmuşluğumu huzurlu bir hâle dönüştüren odur. Çünkü ben bir yaşanmışlık değilim; ben yaşanamamış olanın yankısıyım. Şiir, bu yankıyı taşır. Ben bir kişiye aitken, şiirle herkesin içine sızarım. Şiir beni çoğaltmaz, ama derinleştirir. Her dize, içimde saklı kalan bir anı yeniden doğurur. Her vezin, kalbin saklı yerinde atmaya devam eden bir nabız gibidir. Şiir sayesinde ben susarak konuşurum. Çünkü bazı sevgiler anlatılmaz; sadece şiirle yaşanır.
 
-Bu Sevda Nasıl Şiir Oluyor?
Kul Mehmet- Çünkü ben yaşanmış olanın aşkla en güzel biçimiyim. Şiir beni saklar, taşır, yaşatır. Ben kelimelerde değil, aralarında yaşarım. Şiir benim sessizliğime ses olur.
- Şiir Beni Saklar, Taşır, Yaşatır. Bu Üç Eylem Ne Anlama Geliyor Sizin İçin?
Kul Mehmet- Saklamak, beni korumak demek... Şiir beni gözlerden değil, anlaşılmamaktan saklar. Taşımak, beni zamanın ötesine götürmek demek... Şiir beni bir dizeden diğerine, bir kalpten başka bir kalbe taşır. Yaşatmak ise, beni aşkla unutulmaz kılmak. Şiir sayesinde ben sadece hatırlanmam, hissedilirim.
 
-Ben Kelimelerde Değil, Aralarında Yaşarım. Bu Ne Demek?
Kul Mehmet- Ben söylenen değilim, sezilenim. Şiirin boşluklarında, duraksamalarında, susuşlarında varım. Bir dize bittiğinde, bir sonraki başlamadan önceki o anda yaşarım. Ben kelimenin kendisi değilim; onun çağrıştırdığıyım.
 
-Şiir Benim Sessizliğime Ses Oldu. Sessizlik Nasıl Bir Sesle Konuşursunuz?
Kul Mehmet- Sessizlik, şiirle en derin anlatım biçimidir. Şiir, bu sessizliği duyulmasını sağlar. Bir kelimeyle değil, bir ritimle, bir durakla, bir imayla konuşur. Benim hikâyem anlatılmaz; şiir onu hissettirir. Şiir, benim sustuğum yerde konuşur.
-Bu Kadar Zaman Geçti Anladığım Kadarıyla Sizi Terk Edeli… Hiç Kırıldın Mı Unutulmuş Olmayla?
Kul Mehmet- Kırılmak değil, sessizce kabullenmek benim hâlim. Unutulmak beni yok etmedi, sadece görünmez kıldı. Ama görünmezlikte de bir varlık vardır. Ben orada kaldım—kimsenin bakmadığı yerde, hâlâ aynı ışıkla yanmaya devam ettim.
 
-Seni Hatırlayan Biri Olmasa Da, Neden Hâlâ Varlığını Koruyorsunuz?
Kul Mehmet- Çünkü ben bir hatırlanma biçimi değilim, bir sadakat biçimiyim. Varlığım aşkla bir karşılık beklemez. Ben yaşanmadığım hâlde kalmayı seçtim. Bu, bir sevdanın en sessiz ama en güçlü hâlini şiirle öğrendim. Özlemek benim doğamda var. Ama ben ses değilim, yankıyım. Bir zamanlar söylenen bir cümle, bir bakış, bir susuş… Onlar hâlâ içimde çınlıyor. Onun sesini karşımda duymuyorum belki, ama onun gülüşünün izini taşıyorum.
Konuşmadım seni,
Adını kimseye fısıldamadım.
Ama her susuşumda sen vardın,
Her nefesimde bir izin vardı.
Gözlerim başka yöne bakarken,
Kalbim hep sana dönüktü.
Bir dua gibi içimdeydin,
Kimse bilmedi, kimse duymadı.
 
Zaman geçti, mevsimler değişti,
Ama ben seni eksiltmeden taşıdım.
Bir kelimeye sığmadın,
Bir cümlede anlatılamadın.
Ben seni sessizce sevdim,
Gölgede, rüyada, içimde...
 
Seninle yaşanmamış her anı
Bir ömür gibi sakladım.
Ve şimdi,
Bir başkasının yanında bile
Seninle susuyorum hâlâ.
Çünkü bazı sevgiler
Söylenince değil,
Saklanınca büyür.
 
-Teşekkürler ederim Sayın Kul Mehmet, şimdi çayımız ocakta demlendi birer çay içelim, çaylar bizden sakın parasını ödemeyin, sevgi ile aşkla güzel hislerle şiirle barışık kalın hayata…
Mehmet Aluç