Card image cap
Ankara garinda...

ANKARA GARINDA…
 
Ankara garında ölmüştüm ben
O günün sabahında almıştım yerimi
Yorgundum uzak bir yolculuktan
Daha kahvaltıda etmemiştim
Elime uzatılan bir simit parçası vardı bekleyen
Daha teşekkür etmemiştim
 
Kaldırımlarda birkaç ağaç
Dallarında Ankara’nın kuşları ağlıyordu
Acayip bir sessizliğin çığlığı vardı sanki
Geceden sızıp kalmış gürültüsü uyuyordu Ankara’nın
Yeni insanların yepyeni yüzleri kıpırtısız
Ben onların arasında ölmüştüm
Elimdeki simit parçasını yememiştim
Teşekkür de etmemiştim
 
Ankara garında beklenen bir tren yoktu
Karaduman karabulut derdinde değildi hiç kimse
Ellerinde silah olabilecek hiçbir şeyleri yoktu insanların
Simitlerden susamlar dökülüyordu kuşlar ağlıyordu
 
Herkes anlamaz iş ekmek özgürlük hürriyetten
Kimilerinin bozulmuştur düşünmesi zürriyetten
 
Kısa ömrümüzde beklediğimiz çok şey vardı hayatta
Doğru yaşamak gibi tok yaşamak gibi yok yaşamak gibi
Çok yaşadığını zanneden yok insanların elindeydik işte
Ellerine bırakılan canlarımızın yarınlarını çalmışlardı
 
Pimi çekilmiş o insanlarında çok olan hiçbir şeyleri yoktu
Kandırılmışlığın telafisi mümkün olmasa da ölüm mümkündü
Ölüm sonrası beklenen bilinmeyen hayatların adı yoktu
Ölü cennetine özlemleri vardı kandırılmış insanların
parçalanmış cesetleriyle Ankara garında
 
Ankara Garında ölmüştüm ben
Öldürüp de öleni filan tanımam bilmem
Bu ülkeyi böleni ölmeyeni tanısam da görmem
Bir yerlerden ölümüme gülenleri de iyi bilirim
Sanmayın Ankara Garına bir daha gelirim
Simit yerim güvercinlere susam filan veririm
birilerine teşekkür ederim
 
Ankara Garında mutlu umutluydum
Elimde simitle direnmiş gülmüştüm ben
Yepyeni bir günün sabahında ecelsiz
Zaman içinde zamansız ölmüştüm ben
 
Şuayip ODABAŞI
7.1.25