M. NİHAT MALKOÇ
Birkaç gündür Şanlıurfa ve
Kahramanmaraş illerimizdeki okullarımızdan gelen ürkütücü görüntüleri eskiden
Amerikan filmlerinde (bazen de okullarında) görür ve yadırgardık. Bir gün bu
vahşet görüntülerin bizim okullarımızda da yaşanacağını söyleseler inanmazdım. Çünkü
biz geleneksel değerleri güçlü, vicdanlı bir toplumduk. Saygı ve sevgi söz
konusu olunca öğretmen bizde anne ve babadan sonra gelirdi. Fakat zaman döndü
dolaştı, değerler aşındı, Amerikanvarî ahlâksız tavır ve davranışlar ne yazık
ki bizde de görülmeye başlandı. Dışımızda olanlar, içimize sokuldu bir anda.
Yadırgadıklarımız kaderimiz oldu.
Aslında şiddet okullarda başlayan bir şey değildir.
Zira okullar sevgi ve saygının öğretildiği (içselleştirildiği) ortamlardır.
Şiddet dışarıda başlıyor, okulda devam ettiriliyor. Evler, sokaklar, ekranlar
ve sosyal medya platformları şiddetin
körüklendiği yerlerdir.
Hani derler ya ilk düğmeyi yanlış
iliklerseniz diğerleri de yanlış gider. Bizler toplum olarak öğretmeni zaman
içerisinde değersizleştirdik. Toplumun öğretmene bakışında olumsuz anlamda köklü
değişiklikler baş gösterdi. Bu olumsuz bakış zamanla öğrencilere sirayet
etti.
Ahlâklı olmak bir değer ölçüsü
olmaktan çıktı bu zamanda. Edepli olmak değil başarılı olmak tek ölçü olarak
sayılmaya başlandı. Eğitimde istatistiklerin dili konuştu ve dinlendi. Durum
böyle olunca sevginin, saygının; genel anlamda ahlâkın pabucu dama atıldı.
Yaşama sebebi ve geleceğimizin
teminatı olarak gördüğümüz evlâtlarımız bugün dijital zehrin tehdidi
altındadır. Çocuklarımızı dijital mecraların saldığı zehirden koruyup
kurtarmalıyız. Zira dijital oyunlar bir aşamadan sonra gençlerin zihinlerini
dumura uğratarak işlemez hâle döndürüyor. Bir çeşit robotlaşıyorlar. Bu noktada
tehlikeli mihraklar onlara her komutu verebiliyor. Ailesi izin verse dahi 15
yaşından küçük çocukların dijital mecralara giriş yasağı desteklenmelidir. Aileler
çocuklarını okullara ihale edip sonrasında ilgisiz kalmamalı.
Ebeveynlik sadece biyolojik bir bağ
değildir. Anne baba olmak büyük bir
sorumluluğu ve titiz davranmayı gerektirir. Aileler çocuklarını okula verip de
unutmamalıdır, mutlaka her davranışlarını günü gününe takip etmelidir. Velinin
yapması gereken işlerin öğretmenden yapması istenmemelidir. Hangi rolde olursa
olsun, herkes toplumsal rolünün gereğini yapmalıdır. Veli, sorumluluklarını
öğretmene yükleyip aradan çekilmemelidir.
Son zamanlarda okullarımızda yaşanan
şiddeti önlemek imkânsız değildir. Aslında yapılması gerekenler bellidir.
Öncelikle şiddet içeren diziler, filmler ve oyunlar yayından ivedilikle kaldırılmalıdır.
Kimin kiminle ilişki içinde olduğunun belli olmadığı ve ahlâksızlığın diz boyu
olduğu gündüz kuşağı programları derhal yayın akışlarından çıkarılmalıdır.
Sanal dünya ve televizyonlar art niyetli insanların cirit attığı yerler
olmamalı.
Öğretmenlerin sendikaların
öncülüğünde bir gün iş bırakma eylemi yapması doğru bir karardı. Çünkü hiçbir
şey olmamış gibi hareket edilemezdi. Fakat vahim hadiselerin 2. ve 3. günlerde
de öğretmenlerin eyleme devam etmesini, okullara gitmemesini şahsen doğru
bulmadım. Okullar öğretmen varsa güvendedir. Okullar kaosa ve karanlığa teslim
edilemez.
Öğrenciler bizim velinimetimizdir.
Onlar varsa bizim ve yaptığımız işin bir anlamı vardır. Onlar bizim okullardaki
paydaşlarımızdır. Bizler öğretmenler olarak öğrencilerimize sadece bilgi
yüklemez, hayat tecrübelerimizi de uygulamalı bir biçimde aktarırız onlara.
Okullarımız özellikle son birkaç
günde kaybettiği itibarı zaman geçmeden tekrar geri kazanmalıdır. Bu da okul,
öğretmen, veli iş birliğiyle okulların olumsuzluğa evrilen iklimini değiştirip
dönüştürmekle gerçekleşebilir. Öğretmenler bu süreçte okullarında kalmalıdır.
Bizler okulların müdavimleri ve
körpe zihinlerin mimarları olan öğretmenler olarak karanlık mihraklara asla
teslim olmayacağız. Barış, dostluk, kardeşlik, sevgi, saygı ve empati iklimini
okullarımıza hakim kılacağız. Varsa sıkılan yumrukların açılmasını sağlayacağız.
Eksiğiyle gediğiyle biz eğitime ve
öğretime inanıyoruz. Bu ülke çocuklarının bu yolda aydınlığa ulaşacağını
düşünüyoruz. Onun için okullarda olmaya ve kalmaya devam edeceğiz. Korku ve
endişe pompalamanın gereği yok. Yarınlarımızın teminatı olan gençlerimiz zaman
zaman çizgiyi aşsa da onlardan asla umutsuz değiliz. Yeter ki onlara iyi bir rol
model olalım.
℃ / ℃