M. NİHAT MALKOÇ
Son zamanlarda gençlerimize bir
hâller oluyor. Ufak bir sebep büyük bir
öfkeyi ve onun somut yansıması olan yaralama ve öldürme eylemlerini beraberinde
getiriyor. Ergenlik çağındaki gençlerimiz kendilerine ve çevrelerine karşı
saldırgan davranışlar gösteriyorlar. Vaktinde önlem alınmayan küçük
anlaşmazlıklar zamanla büyük tartışmalara dönüşüyor.
Az çok televizyon izleyen ve sosyal
medyada dolaşanların malumu olduğu üzere 2025 yılında 14 yaşında öldürülen
Mattia Ahmet Minguzzi vahşetinden sonra, 14 Ocak 2026 tarihinde de 17
yaşında Atlas adlı bir gencimiz 15 yaşında başka bir genç tarafından bıçaklanarak
katledildi. Arada beş gencimiz daha şiddete kurban gitti. Görünen o ki bu vahim
hadiseler artık tekil bir suç olmaktan çıkıp ne yazık ki sistematik bir yol
almaya doğru evriliyor. Bu, genç nüfusuyla övündüğümüz Türkiye için çok büyük
bir tehlike demektir.
Çocukların ve onlar için hayatlarını
ortaya koyan; yemeyip yediren, içmeyip içiren, giymeyip giydiren anne babaların hayalleri, hedefleri ve
gelecekleri yok ediliyor. Önlerinde uzun yıllar olan çocukların yaşam hakları
ellerinden alınıyor. Ocaklara kor ateşler düşüyor.
Çocuklar bizim aydınlık geleceğimizdir.
Yarınlarımızı onlara emanet edeceğiz. Ölümle çocuk kelimesi en son yan yana
gelebilecek kelimelerdir. Zira çocuklar yaşamak ve yaşatmak içindir. İnsanların
birbirini öldürmeleri bu kadar kolay olmamalıdır.
Peki neler oluyor gençlerimize? Bu
şiddet ve öfke patlaması da neyin nesi? Bu gençlerin derdi ne? Vicdanlar ne
zaman ve nasıl böyle boca edildi. Hiç düşündünüz mü?
Çocukların öfkelerini kontrol
edememesi ve şiddete bulaşması bir şeylerin ters gittiğinin işaretidir. Ne oldu
da son yıllarda bu çeşit olaylarda adeta patlama yaşandı? Bunun en büyük suçlusu
çocuklarını kontrol altında tutamayan ailelerdir. Diğer bir sebep de sosyal
medya ve sürekli öfke ve şiddet sahneleriyle çocuklara kötü duygular aşılayan
televizyon ekranlarıdır. Ekrandan akrana bulaşan öfke ve şiddet bu gibi acı
hadiselere kapı aralıyor.
Canımızı acıtan olaylar vuku bulunca
sorumluluk yükünü omuzlarından atmak isteyenler suçu birbirlerinin üstüne atma
yarışına giriyor. Öncelikle devlet, sonra çocuğu eğiten öğretmen suçlanıyor.
Asıl sorumlu olan aileler suçu üzerlerinden atmaya çalışıyorlar.
Art niyetli kişiler tarafından
sistematik olarak her biri lağım çukuruna dönüştürülen sosyal medya
platformları gençlerimizi zehirliyor. Tiktok'tan İnstagram'a kadar onlarca
sosyal medya platformunda öldürmenin bin bir çeşidi gösteriliyor. Tabir caizse
ölümlerden ölüm beğen... Dinimizce failini ebediyen cehenneme sürükleyen
öldürme hadisesi sosyal medyada bir kahramanlık ve erdem olarak yansıtılıyor. Anne
ve babalar kıllarına zarar gelmesini istemedikleri çocuklarının sosyal medyada
neler yaptıklarından haberdar değiller. Yapılması gereken ilk iş, sosyal medya
platformlarına belli bir yaş sınırı koymaktır. Çocuklarını bize göre çok daha
serbest yetiştiren (adeta salan) Avrupa'da bazı ülkeler bunu yaptı, yapıyor.
Devlet kanalları (yani TRT) veya
özel kanallar film ve diziler yoluyla ölümü ve öldürmeyi sıradanlaştırıyor.
Televizyonlarda mafya dizilerinden geçilmiyor. Buna internet üzerinden
seyredilen film ve dizi platformlarını da eklersek iş iyice çığırından çıkıyor.
Yapılması gereken ilk iş devlet
(TRT) veya özel televizyonları şiddetten arındırmaktır. Özellikle "prime
time" kuşağında gösterilen film ve dizilerde asla şiddet unsuru
olmamalıdır. Yahu içinde yaralama, öldürme, çatışma olmayan film ve dizi
neredeyse yok. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu bu gibi filmlere ve dizilere
maddi para cezası ve yayın kesme (belli sürelerde kapatma) cezaları verse de
anlaşılan o ki cezalar caydırıcı etkide ve düzeyde değil.
Ekranlardan akranlara yansıyan kör
olası öfke ve şiddet, gönül ocaklarımıza ateş düşürüyor. Sivrisineklerden
kurtulmak istiyorsanız öncelikle bataklığı kurutmalısınız. Bataklık da şiddeti, nefreti ve öfkeyi
reyting sermayesi olarak kullanan televizyon ekranları ve ahlâksızlıktan
beslenen ve hiçbir sınır tanımayan sosyal medya platformlarıdır.
Çocuklarımızı öfke ve
taşkınlıklardan korumak ve kurtarmak için yapılması gerekenler bellidir.
Öncelikle evlâtlarımızı İslâm ve onun aynası hükmünde olan Kur'an ahlâkı üzere
ahlâklandırmalıyız. Onlara öfke ve nefret
yerine; sevgi, saygı, hoşgörü, diğerkâmlık, dürüstlük, tevazu, kardeşlik, merhamet
ve nezaket duygularını küçük yaşlarda aşılamalıyız. Böylece onları vicdan ve
irfan sahibi kişiler olarak yetiştirmeliyiz. Çocuklarımıza öfke kontrolünü, sabrı ve
tahammülü küçük yaşlarda öğretmeliyiz. Zira ağaç yaşken eğilir.
℃ / ℃