M. NİHAT MALKOÇ
Çok değerli
eğitimci, işinin ehli yönetici, güler yüzlü, dost insan Ali Köse geçenlerde
telefonla arayarak kendisinin kaleme aldığı, konusunun da kendisi olduğu bir
otobiyografi kitabı hazırladığını, yayımladığını, bana bu kitaptan bir tane
bırakmak istediğini, değerlendirmelerimi merak ettiğini söyledi. Bir süre
eğitim, öğretim ve kitap eksenli muhabbet ettikten sonra, tarafıma bir kitap
bırakmayı düşündüğü için, bu inceliğinden dolayı kendisine teşekkür ettim. Fakat
biraz da önyargılı düşünerek “Ömrünü öğretmen olarak sınıflarda ve yönetici
olarak 10 metrekarelik müdür odalarında geçirmiş bir insan ne yazmış olabilir
ki? Olsa olsa bol fotoğraflı, ortalama 100 sayfalık bir kitapçık yazmış
olabilir.” diye de düşünmeden edemedim. Fakat kitabı elime alınca böyle sığ
düşündüğüm için doğrusu hicap duydum.
Çünkü bu öyle böyle bir çalışma değildi. Büyük emekler verilerek, örnek
bir arşiv taraması ve çalışması yapılarak hazırlanmış 614 sayfalık devasa bir
eserdi.
Trabzon’un
Tonya ilçesinden olan kıymetli hocam Ali Köse, ömrünün tamamını eğitim, öğretim
ve eğitim yöneticiliği işlerine ayırmış çok gayretli ve vicdanlı bir adamdır.
Uzun yıllar Trabzon Milli Eğitim Müdür Yardımcısı olarak bu şehre gönülden
hizmet etmiştir. Türkiye’nin dört bir yanında eğitim alanında gayretli
çalışmalar yapmıştır.
Çocuklarını
gerçek sermayesi olarak bilen ve adeta onlar için yaşayan Ali Köse, benim aynı
zamanda Trabzon Lisesi’nde veli-öğretmen ilişkisi içerisinde olduğum bir değerli
insandır. Zira şimdi Psikiyatri Uzmanı olan kızı Sefanur, o zamanlar benim
Trabzon Lisesi’nde öğrencimdi. Dört yıl boyunca rahle-i tedrisimizden geçti.
Kendisi çok hanım hanımcık, saygılı ve gayretli bir öğrenciydi. Zaten
mükâfatını da doktor olarak aldı.
Çok disiplinli
ve donanımlı bir insan olan eğitimci ve eğitim yöneticisi Ali Köse Ağabey
öncelikle doğumundan, geldiği bu son noktaya kadar (çocukluk yılları, okul
yılları, öğretmenlik yılları, yöneticilik yılları, aile babalığı, hepsi de
eğitimli ve donanımlı olan çocukları, Tonya ve köyleri, aile şeceresi, zamanın
değerleri ve değerlileri ) her ne yaşamışsa kaleme aldığı ve adını “Ömür
Mirası” olarak belirlediği eserde kayıt altına almıştır.
Kıymetli Ali
Köse Ağabey öncelikle otobiyografi kitabına çok şiirsel ve derin anlamlar
içeren “Ömür Mirası” adını koyarak edebiyatçı bir ruha sahip olduğunu da bir
şekilde göstermiştir. Zira bu isim, çok derin anlamlar içeriyor. Ömür gerçekten
de Rabbimizin bize ihsan ettiği, kulum bunun içini nasıl ve neyle dolduracak
diye sınadığı çok önemli bir nimet ve mirastır. Mirastır çünkü onu hayırlı
(veya maazallah işe yaramaz) amellerle doldurarak yarınlarımızın teminatı olan
çocuklarımıza “Ben de yaşadım” demenin ispatı olarak miras bırakırız. Yapıp
ettiklerimiz bizim bir çeşit aynamız olur. Güzel ve örnek işler yaptıysak miras
bıraktığımız kişiler (ki bunlar daha çok çocuklarımızdır) bizimle gurur duyar.
Eğitimci ve
yönetici Ali Köse’nin büyük bir sabırla ve özenle kaleme aldığı, 614 sayfadan
meydana gelen “Ömür Mirası” kitabı Ankara’da kitap yayımlama çalışmaları yapan
Kurtuba Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabın künyesine baktığımızda şu
bilgilerle karşılaşıyoruz: “Kurtuba/Hatırat-2, Birinci Baskı: Mayıs 2026,
Düzelti (Redaksiyon): Hatice Kalyoncu, Zeliha Yavruoğlu (yazarın öğretmen
kızları), Fotoğraf Editörü: Niyazi Kalyoncu (yazarın damadı), Baskı ve Cilt: Semih
Ofset Matbaacılık/Ankara”
Ali Köse
Ağabeyin örnek bir çalışma olarak kaleme aldığı “Ömür Mirası” adlı kitabın
kapağını özellikle çok beğendim. Fatma Zehra Yalmancı tarafından tasarlanan
kapakta, elinde kitaplar bulunan Ali Köse’nin öğrencilik (çocukluk) yıllarından
siyah beyaz bir fotoğraf ve arka planda bir okul silueti yer alıyor. Kapak
tasarımında bir de el yazısı arka planı bulunuyor. Kitabın arka kapağında Ali
Köse Hocama ait şu anlamlı ifadeler (uyarılar) bulunuyor: “Daha çok
çalışmanızı; öğretmenlerimizi ve personelimizi daha çok çalışmaları konusunda
teşvik etmenizi istiyorum. İlimize yaraşır başarıyı sürdürmek ve daha da
yükseltmek durumundayız. Bunu beraber başaracağız. Bunu, ülkemizin tarihi
misyonunun gereği üzerimize yüklenen vebal için yapacağız. Kaybedecek,
başarısızlıkla suçlayacak, sokağa terk edecek bir tek öğrencimiz yoktur;
olamaz. Her kaybedilen öğrencide bizim de vebalimiz vardır.
Güçlü ülke;
iyi yetiştirilmiş, köklerine bağlı güçlü nesillerle inşa edilir. Geriye
çocuklarımızın ve torunlarımızın her dakikasıyla gurur duyacağı bir ‘ömür
mirası’ bırakalım.”
Son derece
anlamlı, gerekli ve isabetli bu kıymetli değerlendirme ve uyarılardan sonra
yine arka kapakta Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakanlık Müşaviri-Yazar Ali Rıza
Özdemir’in Ali Köse’yle ilgili şu değerlendirmesi yer alıyor: “Ali Köse,
tanıdığım en sağlam, en çalışkan ve en üretken devlet adamlarından biridir.
Devlet terbiyesini, disiplinli çalışmayı, kamu yararını gözetmeyi ve devlet
malını koruma hassasiyetini bizzat ondan öğrendim. Onu tanımak ve maiyetinde
görev yapmak, hayatımın en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Ali Köse,
bu kitabında sadece kendi hayatını anlatmakla kalmıyor, bir döneme de ışık
tutuyor. Onun anıları rehberliğinde bir devrin millet ve devlet okumasını
yapabiliyor, idealist devlet memurları için eşsiz tecrübelere tanıklık
ediyoruz. Zekâsına ve hafızasına defalarca şahit olduğum Ali Köse’nin, bu
çalışmayla arşivci yönünü de keşfetmiş oluyoruz.”
Eğitimci Ali
Köse, “Ömür Mirası” adlı kitabını büyük bir vefa örneği göstererek “Fedakarlık
timsali babama ve anneme” diyerek anne babasına ithaf etmiştir. Söz konusu
kitap Ali Köse’nin uzun sayılabilecek üç sayfalık Ön Söz’üyle başlıyor. Yazar
bu bölümde kitabı yazma gerekçesinden, bu konudaki tereddütlerinden, kitabın
içeriğinden, kitabın hazırlanma sürecinde istifade ettiği kişilerden
bahsediyor, o kişilere bir de teşekkür ediyor. Ali Köse Ön Söz’de kitaba ve
hazırlama sürecine dair şu duygu ve düşüncelere değiniyor:
“Otobiyografi
yazmanın, insanın kendi aynasına bakma cesareti gerektiren iddialı bir yüzleşme
olduğunu bilincindeyim. Bu kitabı elinize aldığınızda; beni yakından tanıyan
biriyseniz “Bildiğim bu hayatın ardında daha ne olabilir?”, beni tanımayan
biriyseniz “Bu yabancının hikâyesi bana ne anlatabilir?” diye düşünüyor
olabilirsiniz. Bu düşüncenizde haklısınız. Kendi geçmişimde içsel bir kazı
yapma düşüncesiyle başladığım bu çalışmanın, satırlara döküldükçe hepimizin
hayatından izler taşıyan ortak bir anlatıya dönüştüğünü fark ettim. Kendi
hikâyemde bulduğum bu “bize dair” yansımalar, yaşantımı bir kitapla
ebedîleştirme cesareti verdi. Yazıp yazmamak arasında gitgeller yaşadığım hayat
hikâyemi kâğıda dökmeye karar vermemde üç ana neden belirleyici oldu.
Birincisi; yaşadıklarımdan süzülen birikimin kimine bir ibret, kimine bir
tavsiye, kimine de mütevazı bir örnek teşkil ederek zayi olmayacağı
düşüncesidir. İkincisi; çok sevdiğim çocuklarıma, torunlarıma ve gelecek
nesillerimize aile geçmişimizi ve kültürümüzü bir miras gibi aktarma arzusudur.
Sonuncusu ve belki de en kişisel olanı ise; görev yıllarım boyunca
zamanlarından çaldığım eşime, çocuklarıma ve aile çevreme karşı duyduğum
vefadır. Ülkeye nitelikli insan kazandırma uğruna adanmışlıkla verdiğim bu
mücadeleyi, onlara bir mazeret değil, bir gönül borcu ve haklı bir gerekçe
olarak sunmak istedim.
Çocukluk
dönemi zor yıllarla, travma ve trajedilerle; kamu hizmetine başladığım günden
bugüne ise ülkeye faydalı, başarılı ve etkili olma mücadelesiyle döşeli ömrümü
bir ‘öz yaşam öyküsü’ olarak kaleme almayı aslında uzun zamandır arzuluyordum.
Ancak görev yıllarının yoğunluğu ve mesuliyeti içerisinde buna vakit ayırmak
neredeyse imkânsızdı. Tatil günlerimde dahi zihnim ve vaktim ekseriyetle yine
işimle meşgul olduğu için, kendimle baş başa kalmayı gerektiren bu projeyi
sürekli tehir etmek zorunda kaldım.
Karabük İl
Millî Eğitim Müdürlüğü görevinden Bakanlık merkez teşkilatına geçtiğim dönemde,
oluşan vakit aralığında yazmaya niyetlendiysem de zihnen hazır olmadığımı fark
ederek ara verdim. Yazım sürecine asıl ivmeyi, 2021 yılı başında emekliye
ayrılınca kazandırabildim. Ancak yazma mesaisi yıl boyu değil, yalnızca kış
aylarında; Trabzon’daki eve döndüğümüzde mümkün olabiliyordu. Yazma eylemini
sadece kış aylarıyla sınırlı tutmam, bu çalışmanın nihayete ermesini epey
zamana yaydı.
Görev
yıllarıma dair yazdıklarımı; 1979 yılından bugüne ileride gerekebileceği
düşüncesiyle, bir ihtiyat ve hafıza kaydı olarak muhafaza ettiğim; ancak
zamanla geçmişimi yok etmek gibi görüp imha etmeye kıyamadığım, adeta kendimden
bir parça saydığım bloknotlar, ajandalar, resmî belgeler, toplantı notları ve
dijital kayıtların süzgecinden geçirerek kaleme aldım. Hafızanın yanıltıcı
olabileceği gerçeğinden hareketle, yazmaya başlamadan önce tüm bu arşivi
dijital bir belleğe dönüştürmek için iki ay süren yoğun bir mesai harcadım. Belgelerle
teyit edemediğim bazı ayrıntılarda ise o dönemin tanığı olan dostlarımın
bilgilerine başvurarak hafızamı tazeledim. Her anıyı, her ismi ve her olayı
somut verilerle doğrulayarak anlatımımdaki nesnelliği korumaya gayret ettim.
Zira yazmaya başlar başlamaz gördüm ki; bir öz yaşam öyküsünün en çetin yanı,
insanın kendine karşı nesnel davranabilme zorunluluğuydu. Bu farkındalıkla,
kitabın sonuna kadar bu tarafsızlığı korumaya ve gerektiğinde en samimi
özeleştirileri yapmaktan kaçınmamaya özen gösterdim. Elinizdeki bu metin;
sadece hatırladıklarımın değil, kırk yılı aşan bir birikimin belgelerle
mühürlenmiş dökümüdür. Tamamen yaşanmışlıklara dayanan, içerisinde her biri
ayrı bir romana veya onlarca öyküye konu olabilecek derinlikte hadiseler
barındıran bu kitapta; her kesimden okurun kolayca nüfuz edebileceği, duru ve
samimi bir dil kullanmaya özen gösterdim. Anlatılanların ağırlığı ne olursa
olsun, ifadenin sadeliğinden ödün vermeyerek hayatın karmaşasını herkes için
anlaşılır bir dille kâğıda dökmeye çalıştım.”
Eğitimci Ali
Köse’nin “Ömür Mirası” adlı kitabı “Çocukluk ve Okul Yılları, Güllüce Görevi,
Karaçam Görevi, Düzköy Görevi, Tonya Görevi, Kelkit Görevi, Siirt Görevi,
Trabzon Görevi, Karabük Görevi, MEB Program Koordinatörlüğü Birimi ve Araştırma
Görevi, Emeklilik Yılları, Birikimler ve İzlenimler” olmak üzere 12 ana bölümden
oluşuyor.
“Ömür Mirası”
adlı kitabın ilk bölümü 1959-1979 arasında geçen 20 seneyi kapsıyor. Bu bölümde
Ali Hocamın deyimiyle Trabzon’un Aspendos’u olan 1960’lı yılların Tonya’sı, başta
Köseoğulları olmak üzere, Tonya’daki belli başlı sülaleler, Ali Köse’nin
doğumu, çocukluk dönemi, köy yılları, köye dair anekdotlar, yayla göçleri,
köyün belli başlı kişileri ve yerleri, Ali Bey’in ilkokul-ortaokul ve lise
yılları, Erzurum Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Enstitüsü Türkçe
Öğretmenliği eğitimi yılları anlatılıyor.
Ali Köse’nin
“Ömür Mirası” kitabının beni en çok etkileyen ikinci bölümü 1979-1986 dönemini,
Kars’ın Tuzluca ilçesine bağlı Güllüce Köyü’ndeki zorlu Türkçe öğretmenlik
yıllarını anlatıyor. Adeta bir polisiye romanı andıran bu çetin yıllar
okuyucuyu olayların içine çekip adeta yaşatıyor. İnsan içinden “Neler çekmiş bu
insanlar?” diyesi geliyor. Genç ve idealist bir eğitimcinin bir köyün kaderini
nasıl değiştirdiği ve okulu nasıl dönüştürdüğü ibretle okunuyor. Bunu yaparken
halkla nasıl bütünleştiği ve ne gibi fedakârlıklar gösterdiği anlatılıyor. O
günleri bugünlerle karşılaştırdığımızda nereden nereye geldiğinizi de görüyoruz.
“Ömür Mirası”
kitabının üçüncü bölümünde Ali Köse’nin memleketine döndüğü, Çaykara’nın Karaçam
Köyü’nde görev yaptığı 1986-1989 yılları anlatılıyor. Bu bölümdeki çevreye dair
tespitler ve tahliller o zamanın Çaykara’sına ve yönetim anlayışına ışık
tutuyor.
Ali Köse,
“Ömür Mirası” kitabının dördüncü bölümünde Düzköy Lisesi’ne müdür olarak
görevlendirildiği 1989-1992 arasında geçen yılları anlatıyor. Beşinci bölümde
1992-1995 yılları arasında Ali Köse artık memleketi Tonya’dadır ve Tonya İlçe
Milli Eğitim Müdürüdür. Bir türlü yerinde durmayan Ali Köse, 1995-2002 seneleri
arasında Kelkit’tedir ve Kelkit eğitiminin en başında, yani İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğü koltuğundadır. Burada 7 yıl kaldıktan sonra Siirt Milli Eğitim Müdür
Yardımcılığına tanır. 2 yıl kaldığı Siirt’ten yolu İl Milli Eğitim Müdür
Yardımcısı olarak memleketi Trabzon’a evrilir. Nihayet durulmuştur. 2004-2015
yılları arasında11 seneyle en uzun görevini burada gerçekleştirir. Trabzon’dan
sonra Karabük yollarına düşer. 2015-2019 yılları arasında da Karabük İl Milli
Eğitim Müdürü olarak 4 yıl çalışır. Buradaki müdürlük görevinden sonra Milli
Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Koordinasyon Birimi ve Araştırmacılık
görev sıfatıyla 2018-2021 yılları arasındaki başkent Ankara’daki, kendi
deyimiyle atıl görev yılları başlar. Ali Köse, 2021 yılında emeklilik kararı
alır. Bu yıllara ait izlenimler kitabın 11. bölümünde anlatılır. 12. ve son
bölümde ise “Birikimler ve İzlenimler” başlığı altında son değerlendirmeler
okurla paylaşılır. Böylece 66 yıllık dolu dolu bir ömrün görevlerle dolu
serencamı tamamlanır.
Ali Köse’nin
“Ömür Mirası” kitabını incelediğimde bir insanın disiplinli bir çalışmayla ve
adanmışlık ruhuyla neler yapabileceğini gördüm. Ali Köse Hocam bu memleketin
liyakat sahibi bürokratlarından biriydi. Bunun satır aralarını “Ömür Mirası”nda
açıkça görüyoruz. Keşke bütün idareciler önce işim, sonra şahsî hayatım
diyebilse; diyemeyecekse de idarecilik gibi ağır ve sorumluluk gerektiren bir
işe talip olmasa!
“Ömür Mirası”
kitabını okuyanlar, verimli ve başarılı bir hayatın nasıl yaşanması gerektiğine
dair yüzlerce örnek hadiseye şahit olacaklardır. Bu kitap sadece Ali Köse’nin
kişisel hayatını anlatmıyor, başarılı ve idealist bir yöneticinin nasıl olması
gerektiğini de anlatıyor. Anlatılanlar şahsî bir hayatın yansımaları gibi
görünse de, aslında başarılı olmak isteyenlere, hayatı verimli ve doğru yaşamak
isteyenlere de bu anekdotlar örnek teşkil ediyor. Bu yüzden bu kalın kitabı
sabırla okuyan kişiler ondan pek çok hayat dersi çıkaracaktır.
Ali Köse Hocam
çok doğru bir karar vererek hayatını ve hatıralarını böyle kapsamlı bir kitapta
bir araya getirmiş. Zira hepimiz fâni varlıklarız. Emrihak vaki olunca
yaşadıklarımızın bir gün toprak olmasını istemiyorsak onları insanlarla
paylaşmalı, tecrübelerimizden istifade etmelerini sağlamalıyız. Özellikle belli
makam ve mevkilere gelen, hayatı dolu dolu yaşayanlar hayat ve hatıratını
yazmayı ihmal etmemelidir. Bu kitaba belki bir de “Dostlarının Gözüyle Ali
Köse” başlığı altında hatıralar eklenebilirdi. Fakat zaten çok kalın olan söz
konusu kitap bu sefer normal kitap hacminden çok daha uzaklaşırdı. Yaşarken “bir
ömrün hülâsası” diyebileceğimiz böyle kıymetli bir kitabı büyük bir cesaret
örneği göstererek kaleme alan değerli bürokrat ve eğitimci Ali Köse’yi yürekten
kutluyorum. Rabbim bundan sonraki hayatında kendisine sağlık, mutluluk ve
esenlikler nasip eylesin.
℃ / ℃