Yürek meydanından çekildim gayrı

Senin tarafında izim kalmadı!
İki büklüm oldum, büküldüm gayrı
Aşikâr eyledin, gizim kalmadı

 

Ne Allah'tan korktun ne de kullardan!
Kaç kez aştım o dikenli yollardan
Ben de Mecnûn gibi geçtim çöllerden
Yüzüne bakacak yüzüm kalmadı

 

Hicran yokuşunda kesildi nefes
Şimdi bir tutsağım, yüreğin kafes!
Beni ürkütüyor duyduğum her ses
Yokuşa dayandım, düzüm kalmadı

 

Bir ömür bekledim, bahar gelmedi
Kirpiğim sel oldu, yüzüm gülmedi
Hiçbir mendil gözyaşımı silmedi
Karakışlardayım, güzüm kalmadı

 

Düştüm, düşeceğim; tutmaz dizlerim!
Çektiğimi eşten, dosttan gizlerim!
Sana lâf-ı güzaf bütün sözlerim!
Dünyanın var'ında gözüm kalmadı

 

Ne desem boşuna, duymuyorsun sen!
Aşkın töresine uymuyorsun sen!
Hep saydırıyorsun, saymıyorsun sen!
Nefesim tükendi, sözüm kalmadı

 

Çok cefa eyledin Hakk'ın kuluna!
Beyaz bayrak çektim gönül dalına
Düş yakamdan gayrı, var git yoluna!
Her şeyi denedim, çözüm kalmadı!

 

İdrâkim kötürüm, hayal kurmuyor
Hiçbir nesne bana keyif vermiyor
Artık gönül gözüm seni görmüyor
Dilim acılaştı, hazzım kalmadı

 

Açık denizlere akın var akın!
Uzak limanlara yolculuk yakın
İsmimi bir daha hiç anma sakın!
Gelmesen de olur, lüzum kalmadı!

 

17 Ekim 2026/Trabzon

 

M. NİHAT MALKOÇ