Card image cap
Can boğazdan gelir.!

Hasta olmazdan önce sabah kahvaltısında bir parça çeyrek bayat ekmek, iki dilim peynir, üç beş siyah zeytin ve az şekerli dört bardak demli çay içerdim.

Öğle yemeğini saat 3 ya da 4’ te, bir parça ekmeği yemeğin suyuna banardım.

Annem, yemek yiyeyim diye zorlar

- Hadi oğlum, şunu ye.

- Yok anneciğim, yemeyeceğim.

- Bunu ye oğlum yok, şunu ye oğlum yok

- Anneciğim yemeyeceğim ooof yaa yemeyeceğim ooof üüüfff annem ısrar etme lütfen yersem isterim deyip akşam yemeğini de karnım tok diye bisküvi ve çikolata ile sabahı ederdim.

Sebzelerin adını bilir ama tadını bilmezdim ve hiç yemezdim.

Meyvelerden de bir dilim karpuz, bir salkım üzüm bazılarını da sevmezdim.

Hastaneye yattığım sürecinde yağsız, tuzsuz, bibersiz hiç sevmediğim yemekler servis edilirdi.

Kendi kendime

- Hadi yemesene ya oğlum, derdim. İyi olayım da şu hastalıktan ve hastaneden kurtulayım diye mecburen yedim.

Doktor bey, taburcu olacağımın müjdesini verirken bir de yiyeceğim sebzelerin, meyvelerin listesini tutuşturdu elime.

- Bunları yiyeceksin, dedi.

Listeye baktım, bir de ne okuyayım Aman Allah’ım, hiç sevmediğim, yine bilmediğim sebzeler ve meyveler tek tek sıralanmıştı.

İçimdeki ses, nerden de hasta oldum ki deyip derinden ooof ooof çektim.

Nihayet eve döndüm.

Başladım yiyecekleri yemeye. Bunlardan birisi de ağzıma hiç almadığım ‘’ maydanoz ‘’ idi.

Maydanozun bir parça yaprağından aldım adeta ‘’ paslanmış bir demir ’’ gibi bir tadı vardı.

Ama gel görelim ki;

Doktor beyden emirdi.

Atalarımızın sözlerinde dediği gibi ‘’ emir demiri keser ‘’

Tekrar sağlığıma kavuşmak için mecburen yemeliydim.

- Anne şunu getir, anne bunu getir.

Ve yedim, iştahım açılmıştı.

Yedim de yedim.

Atalarımız boşuna dememiş. ‘’ Can boğazdan gelir ‘’

Daha şimdi anladım.