Card image cap
Nergis çiçeği

Serpilince rengin beyaz ve sarı

Yüreğim hissetti gelen baharı

Bahtiyar gönlümü attım dışarı

Neşe huzur saçan nergis çiçeği


Rayihan yayılıp kaplarken arşı

Dayanırsın bunca soğuğa karşı

Çiçekler kıskansın karışsın çarşı

Lodos ile uçan nergis çiçeği


Hüsnün gözlerime sanki ciladır

Yaydığın kokular miskten evladır

Zehrin kendin için neden beladır?

Can evimde açan nergis çiçeği


Yaprağı soğana söyle yapışık!

Duydum da öykünü, kafam karışık

Olur mu bir çiçek kendine âşık?

Bozulmasın façan nergis çiçeği


Arılar özünden nektarın yalar

Kendini beğenen gaflete dalar

Azrail senin de kapını çalar

Tutuşmasın paçan nergis çiçeği


İman şartı gibi altışar adet

Taç yaprağın daim eder şehadet

Bulurum yanında bil ki saadet

Tefekkürü açan nergis çiçeği


Seğmenoğlu söyle nesi olağan?

Bunca güzelliği saklarken soğan

Anne şefkatinde bir yenidoğan

Her hücreme kaçan nergis çiçeği


Seğmenoğlu (Dr.Osman Akçay)


------


Şiirimde geçen;


‘Duydum da öykünü, kafam karışık
Olur mu bir çiçek kendine âşık?

dizelerinde geçen hikâyeyi detaylı olarak açıklamak istedim.

‘Efsaneye göre Narkissos, dünyanın en yakışıklı erkeğiymiş. Onu bir defa gören dillere destan güzelliği karşısında büyülenip ne yapacağını bilemezmiş. Onu tanıyan her kız ona delilercesine âşıkmış. Fakat Narkissos hiçbirine yüz vermiyor, hiçbirini kendine layık görmüyormuş. Dağlarda ve mağaralarda yaşayan güzeller güzeli Ekho da Narkissos’un bu şanından haberdarmış. Fakat onu bir kere bile görmemiş. Hiç ummadığı anda bir gün Narkissos ile karşılaşmış. O da tıpkı diğer kızlar gibi ilk görüşte Narkissos’a âşık olmuş. Günlerce ona kendini göstermeden çevresinde deli divane dolanmış. En sonunda dayanamayarak aşkını ilan etmeye karar vermiş. Fakat Ekho konuşamıyormuş. O sadece kendisine söylenen sözleri tekrar ederek düşüncelerini dile getirebiliyormuş. Eğer Narkissos beni gördüğünde bana güzel sözler söylerse ben de onları tekrar ederek ona olan aşkımı dile getirebilirim diye düşünmüş. Ve cesaretini toplayarak Narkissos’un karşısına çıkmaya karar vermiş.

Narkissos bir gün gezerken bir mağaraya gelmiş ve “Kimse var mı burada?” diye seslenmiş. Bunu duyan Ekho hemen söylediği son kelimeyi tekrarlayarak “Burada.” diye cevap vermiş. Narkissos sesin sahibini merak ederek onu yanına çağırmış. Ekho, gizlendiği kayalıkların arkasından çıkarak kendini göstermiş. Narkissos, Ekho’nun güzelliği karşısında tepkisiz kalmış ve tıpkı diğer kızlara yaptığı gibi ona da yüz vermemiş. Bunu gören Ekho üzüntüsünden ne yapacağını bilemez halde oradan uzaklaşmış. Aşkından ne yemek yemiş, ne bir damla su içmiş. Günleri bu şekilde geçmiş. En sonunda eriyip gitmiş. Kendisinden geriye sadece sesi kalmış. Ne zaman birisi dağlara, taşlara doğru seslense tekrar etmiş. Acısını başkalarının sesiyle dile getirmiş. Kendisini bu hale getiren Narkissos için de “O da benim gibi sevsin ve o da benim gibi kavuşamasın.” diye ah etmiş.

Narkissos bir gün ormanda dolaşırken susamış. Etrafta su aramaya başlamış. Nihayet suyun sesini takip ederek berrak bir pınarın yanına gelmiş. Tam suyu içmek üzere pınara eğildiğinde sudaki yansımasını görmüş. Kendi güzelliğine o kadar hayran kalmış ki gözlerini yansımasından ayıramamış. Günlerini kendi yansımasına hayran hayran bakarak geçirmiş. Elini uzatmış dokunamamış, seslenmiş cevap alamamış. Çaresizce kendi yansımasına ulaşmaya çalışmış. Narsistliğiyle dillere destan olan Narkissos en sonunda kendisine âşık olmuş. Tıpkı Ekho’nun ah ettiği gibi sevmiş ama kavuşamamış. Öyle sevmiş ki kalbi en sonunda aşkına dayanamamış. Yansımasını seyrettiği yerde üzüntüler içinde ölmüş.

Narkissos’u bilen, duyan herkes onu konuşur olmuş. Öldüğünü biliyorlarmış ama cesedini ne bir gören ne de bir duyan varmış. Merakla yansımasını seyrettiği yere gitmişler. Öldüğü gün tam da yansımasını seyrettiği yerde mis kokulu bir çiçek açmış. Herkes o çiçeği Narkissos bilmiş, öyle seslenmiş. Böylece o muhteşem çiçek olan nergis imkânsız aşkın, sevip de kavuşamamanın ve kendi ölümüne yol açabilecek kadar güzel olmanın sembolü olmuş. Elbette zaman zaman narsistliği ima etmek için alanlar olsa da genellikle derin anlamlar içeren bir aşkın elçiliğini yapmıştır. Sözlerin ve gözlerin dile getirmekten çekindiği duyguların bir nebze de olsa tercümanı olmuştur.’